Inti’nin gün içinde en kudretli, bizimse en aciz olduğumuz zaman geldiler şehrimize. Bunlar öncekilere benzemiyorlardı. Gösterişli kıyafetlere ve mağrur yüz ifadelerine sahiptiler. Başlarda bunun nedenini anlayamadık. Ta ki onlara rehberlik edip sözlerini çeviren tüccar, “ Bu insanlar onların dinlerine geçmemizi istiyor, gerçek ve kadim din Hristiyanlık’a.” diyene kadar.

Atahualpa öncülleri gibi bilge bir sapa ınca* değildi. Eksikliklerinin farkında olmasından olacak gayet uysal, uzlaşmadan yanaydı. Gerçek bir hükümdar bu saçmalığa en başında engel olurdu. Atahualpa ise yabancılara bırakın engel olmayı, onlar konuştukça elleriyle onları daha da cesaretlendiriyordu.

Yavaşça konuşuyordu gelenler. Tüccar ise kelimeleri düzeltme ihtiyacı hissetmeden olanca yabaniliğiyle bize aktarıyordu. “ Bunca yıl tanrı ve emirlerinden habersiz, bağışlayıcılığına sığınmayıp pagan adetlerinizle yaşadınız. Bu böyle olmak zorunda değil. İsa’nın sesi size gelene kadar 1500 yıl geçti. İşlediğiniz suçların temizlenmesi şu andan itibaren gittikçe zorlaşacak. Eğer tanrının ve oğlu İsa’nın çağrısına kulak verirseniz sizler artık acıyla değil, neşeyle birleşeceksiniz.”

Tüccar tanrının oğlundan bahsederken herkesin gözü hükümdarın üzerindeydi. Öyle ya o da tanrının oğlu değil miydi. Nasıl oluyor da bu yabancıların tanrısının oğlu bizi günahlarımızdan arındırırken bizim tanrımızın oğlu arındıramıyordu? Atahualpa’nın gözü baş rahibimize gitti. Hükümdarla göz göze gelen rahip tüccara sordu. “ Sizin tanrınızın oğlu sizi nasıl kurtardı?”

Tüccar soruyu yabancıların başında bulunan ve en az konuşan asalı şişmana sordu. Asalı şişman da bir şeyler söyledi. “ Büyük bir fedakarlık örneği gösterip, çağrısını yayarken kurban edildi. O kadar merhametliydi, o kadar merhametliydi ki sahip olduğu bu erdemle tüm takipçilerinin günahlarını temizledi.”

Rahip bu sefer, “ Sizler de merhametli misiniz?” diye sordu tüccara. Asalı şişman da, “ Elbette onun takipçileri olarak onun gibi olmak zorundayız.” Rahip bu sefer Atahualpa’yla göz göze geldi tekrar. Hükümdar elini indirdiğinde kalabalık bir grup yabancıların kollarına girerek hepsini soyup sunağa yatırdı.

Merhametli yabancıların çığlıkları sinir bozucu cinstendi. Bu kadar önemli insanların kurban edilirken daha sessiz olmalarını beklerdim. En önemsiz savaş esirleri bile Inti’ye sunulurken suskun kalırlardı.

Tören bittiğinde hepimiz, hükümdar bile bugünlük gücünü yitiren Inti’nin önünde eğildik. Sapa ıncamız sandığımızın aksine gerçekten bilge olmalıydı. Yoksa hangi hükümdar halkının 1500 yıllık günahlarını sildirebilmiş?

*Sapa ınca, İnka hükümdarlarına verilen ad.

3 YORUMLAR

  1. şu viking mitolojisi diziyi izledikten sonra daha da bi sardı. Bu kurguyu sen mi yazdın yoksa bir romandan aldıysan kitabın adını yazar mısın?

Bir Cevap Yazın