Sizlere sahip olduğum bir özellikten bahsetmeme izin verin. Her arkadaş grubununda bir geveze bulunur. Ben de kendi arkadaş grubumun gevezesiyim. Okuduğum şeyleri unutmamak, etrafımdakilerle paylaşabilmek için fazla konuşurum. Açtığım bu blog ise sahip olduğum gevezeliğin bir dışavurumu.

   Sitenin ismine gelecek olursak, İskandinav Mitolojisi’nden haberdar olanlar Odin’i bilirler. Bilmeyenler için Odin, Viking Tanrıları’nın başı, dünyanın ve insanların yaratıcısı, bir nevi o diyarların Zeus’u. Savaş, ölüm,zafer, kehanet, büyü, şiir, avcılık ve en önemlisi bilgelik tanrısıydı. İsim hikayemiz tam olarak bu noktada başlıyor. Bilgeliği en sona bıraktım, çünkü Odin her ne kadar meslektaşı Zeus gibi biçim değiştiren bir çapkın olsa da, Zeus’tan farklı olarak bilgiye çok önem vermektedir. En büyük arzusu daha fazla bilgi edinmektir. İskandinav Mitolojisi’nde yaşam ağacı olarak yer alan Yddgrasil’e kendisini dokuz gün dokuz gece asarak yemeden içmeden Runik Alfabe’yi ( kehanet aracı olarak kullanılan bir alfabe ) söker. Bunun dışında ise yine Yddgrasil’in köklerinde yer alan bilgelik kuyusundan su içebilmek için gözünü feda eder. Kuyunun bekçisi olan dev Mimir bilgeliğe ulaşabilmek için bir şeyini feda etmesini ister. Odin ise bir gözünü oyarak bilgelik suyundan içer. İçtiği su sayesinde geçmişe, şimdiye ve geleceğe dair her şeyi öğrenir. Gözü ise yüce bilgeliğin bir bedelini simgelemek için kuyunun dibinde kalır.

Runik Alfabe’yi sökerken

   Toparlayacak olursam bloğumun adını ” Odin’in Gözü ” koyma nedenim bu hikayeden ilham almamdır. Her ne kadar bilgi edinmek için Odin kadar çılgınca bir fedakarlık yapmasam da kendi çapımda uğraşıyorum işte. İyi okumalar dilerim.

 

3 YORUMLAR

  1. hehe güzel orjinal bir başlangıç olmuş. ilk girdiğimde isime takılsam da bu yazıyla bilgiye aç mizahlı kişiliğini görebiliyorum 😀

Bir Cevap Yazın