Bundan yaklaşık 2500 yıl önce ” Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz. ” dedi Efesli Herakleitos. 25 asır önce maddenin statik değil aksine dinamik olduğunu kanıtlar niteliktedir Herakleitos’un yargısı. Aynı durum insan için de geçerlidir. Şu anda bu satırları okuyorsanız ( Yeşilçamvari bir söz oldu bu. ) siz artık birkaç saniye önce yazıyı okumayan sizden farklısınız. Önceki siz olmanıza imkan yok.

   Aziz Nesin yıllar önce ” Surnâme ” ( Sörneym diye okuyorsunuz içinizden biliyorum.) adındaki romanını bu tema üzerine inşa eder. Kitabı ve içeriğini anlatmadan önce sizlere surnâmelerden bahsedeyim.

   Osmanlı’da şehzadelerin ya da sultanların düğünleri kayda alınırdı. Şenlikler günlerce sürer, gösteriler, insanların tepkileri ve ilgi çekici olaylar gelecek kuşaklar için yazılırdı. Aziz Nesin de bu eserinde Türkiye’de son olarak halka açık yapılan idamı kurgulayarak kayda almıştır. Surnâme denilmesinin nedeni ise idam alanının gerçekten bir şenlikten farksız olmasıdır.

   Kitabın içeriğinden bahsedecek olursak kahramanımız Berber Hayri tecavüze uğramış bir mağdurdur. Kendisine tecavüz eden kişiden intikam almak için tecavüzcüsünün çocuğunu kaçırıp tecavüz etmeye yeltenir. Ancak çocuğun bağrışlarından korktuğu için çocuğu boğarak öldürür. Yakalandığında ise çocuğa tecavüz ederek öldürdüğü suçlamasıyla hapse atılır. Hüküm ise kısa bir süre verilir, idam.

  Kitap Berber Hayri’nin infazı gerçekleşene kadar yaşadığı süreçten bahseder. Hapishanede geçirdiği yıllar onu oldukça değiştirir, daha iyi bir insan haline getirir. Asılırken insanlara,  ” Ben de değiştim, değişiyorum da… Dört yıl önce çok ağır bir suç işlemiştim, suçluydum. Ama dört yılda o denli çok değiştim ki, başka bir Hayri oldum, başka insan oldum. O suçu işleyen insan ben değilim artık. Siz, suçlu diye bambaşka bir insanı, bambaşka bir Hayri’yi asıyorsunuz, tam bambaşka bir insan olduğum zaman… ” der. Bu oldukça önemli bir noktadır. Ağır suç işlemiş bir mahkum aradan dört yıl geçtikten sonra idam edilmektedir. Saniyeler bile bir insanı değiştirirken dört yılda Berber Hayri söylediği gibi bambaşka bir insan haline gelmiştir.

   1973 yılında Aziz Nesin bu eserini hazırlarken bir noktaya dikkat çekiyordu. İşlenen suç ve infaz arasındaki süre ne kadar artarsa yapılan şey adalet değil cinayettir. Bunun dışında idamın aleni gerçekleşmesinin ve hatta idam cezasının hiçbir caydırıcılığı olmadığını söylemektedir. Romanın son bölümünde Türkiye ve farklı ülkelerden aydınlar eseri eleştirmekte, idam cezasının kaldırılmasına yönelik görüşler bildirmektedirler.

   Özellikle şu sıralar idamdan bahsedilirken gözümüzün önüne değişimi ve Aziz Nesin’in bu güzel eserini getirelim.

Bir Cevap Yazın