Bilindiği üzere Avrupa’nın Tarihi dünyanın da tarihidir. Avrupa Tarihi’ni basitleştirecek olursak Ortaçağ ve sonrası için Frenk ve Cermen çekişmelerinden ibarettir diyebiliriz. Bir yanda Avrupa’yı kendi birliği altında toplamak isteyen Fransız de Valois hanedanı diğer yanda ise Cermen von Habsburg.

   Martin Luther Protestan İnancı’nı oluşturana kadar tüm krallar Katolik İnanç üzerinden hak iddia ederek hükümlerini meşrulaştırırlar, dış politikada söz sahibi olurlardı. Otuz Yıl Savaşları’na siyasal anlamda Protestanlar’ın Şafağı denilebilir. Daha önce Katolik Cermen ya da Fransız hırslarından oluşan Avrupa Sahnesi’ne yeni bir güç doğmaya başlamıştır, Prusya.

   Biraz arkaplan yarattığıma göre konuya başlayabilirim. Prusya Büyük Frederik önderliğinde özellikle ” Her devletin bir ordusu vardır, Prusya ordusunun ise bir devleti. ” mottosuyla yapılan askeri atılımlar Prusya’nın Cermen Ulusları üzerinde söz hakkı sahibi olmasını sağlamıştır. Güçlenen Prusya diğer Alman Prenslikleri’ni de bünyesine ekleyerek genişlemeye devam etmiştir.

  Bütün bu söylediklerim 18.yüzyılda olan şeyler. 19.yüzyılda ise gevşeyen Alman Konfederasyonu güçlü bir imparatorluğa evrilmiştir. Bunun mimarı ise başlıkta da söylediğim gibi Otto von Bismarck’tan başkası değildir.

   1815’te doğan ve soylu bir aileden gelen Bismarck, sert bir yapıya sahiptir. Güçlü bir fiziğe sahip olduğu için vakitlerini daha çok ava çıkıp, ata binmekle geçirirdi. 1847’de parlamento üyesi olur. Muhafazakarların desteğiyle 1862’de başbakan olarak göreve başlamıştır. Göreve başladığında kullanmış olduğu ” Yeni Almanya’yı kan ve kılıç politikasıyla kuracağım. ” sözü onun dönemini özetlemektedir.

Çok canlar yakacağı o zamandan belliymiş

  Dış politikada adeta Ali Cengiz Oyunları’yla İttifak Sistemleri’ni geliştirmiştir. Özetlemek gerekirse Avusturya’ya saldıracağı zaman Fransa ve Rusya’yla, Danimarka’ya saldıracağı zaman Avusturya’yla, Fransa’ya saldıracağı zaman ise Avusturya ve İtalya’yla ittifaklar kurardı. Bütün bunları aklında tutmak eminim zor oluyordur.

   İzlediği politikaların sonucunda ise 3.Napolyon önderliğindeki Fransa’yı Sedan Muharebesi’nde yenerek Versay Sarayı’nda Fransızlara göstere göstere 1.Wilhelm’in taç giymesini sağlamış, Alman İmparatorluğu’nu kurmuştur.
 

1.Wilhelm’in taç giyme töreni

  Bütün bunların sonucunda ne mi oldu? 1890 yılında yapılan seçimlerde siyasal desteği yitiren Bismarck’ın kariyeri de sona ermiştir. Malikanesine çekilerek 1898 yılında öldü. Bismarck oldukça yetenekli bir diplomat ve devlet adamıyken neden halk desteğini yitirdi peki diye soracak olursanız, yazının başında da belirttiğim gibi kan ve kılıç politikası kendisini halkına karşı biraz antipatik göstermiş olabilir.

Kendisi için yapılan anıt

 

Bir Cevap Yazın